Frigbo
Janis Joplin
Kadife sesli kaçık, dişi Jimi Hendrix. Döneminin alkol ve uyuşturucu lanetinden kaybedilen efsanedir. Ülkemizde en sıkı hayranı olarak zerrin özer'i bilirdim.
Hayatıysa şöyle;
19 ocak 1941'de texas'ta dünyaya gelen joplin, 1962'de ilk blues ve rock şarkılarını söylemeye başladı. Walter Creek grubuna dahil olduktan sonra bir yarışmada derece aldılar. Bu olay Joplin'in hayatını değiştirdi.
1967'de Monterey Pop festivali'nde adını iyice duyurdu Joplin. grubuyla aldıkları albüm teklifi üzerine çalışmaya başladı ve sonuç1967'de grupla aynı adı taşıyan 'Big Brother & The Holding Company' albümü piyasaya çıktı.
1968'de çıkardığı 'Cheap Thrills' albümü rock tarihinin en iyi albümlerinden biri olarak anılır. Best of niteliği taşıyan albümün baştan sona hit'lerle doludur: ' Combination Of The Two', 'I Nedd a Man to Love', 'Summertime', 'Piece of My Heart', 'Turtle Blues', 'Oh Sweet Mary', 'Ball and Chain' ve 'Macig of Love'.
1969'da gruptan ayrıldı ve efsane grubu 'Kozmic Blues Band'i kurdu. Sam Andrew, Brad Champbell, Carnelius Flowers, Richard Kermode, Gabriel Mekler, Moury Baker, lonnie Castle, Roy Markowitz, Terry Clements ve Luis Gusco grupta yer alan isimler oldu.
1969'da yeni grupla 'I Get Dem Ol Kozmic Blues Again Mama' isimli albümü çıkardı. albümden öne çıkan parça sayısı bir önceki albümle kıyaslanınca içaçıcı değildi ama Joplin'in sesi her şeyi kotarmaya yetiyordu.
Konserler hızla devam etti, Joplin artık ciddi bir problemle karşı karşıya kalmıştı: uyuşturucu bağımlılığı. bu yüzden etrafındakiler onu yavaş yavaş terk etmeye başladı. 1969'da Woodstock'ı inleten sesler arasında o da yer alıyordu.
1970'de Full Tilt Boogie Band'i kurdu. 'Pearl' albümü çok kısa bir sürede kaydedildi. Albüm Joplin'in hayata ve müziğe vedası niteliğindeydi. Joplin, parçalarının çoğunu yaşamına giren insanlar için hazırladığını dile getirdi.
4 ekim 1970'te Hollywood'da bir otel odasında ölü bulundu. Ölüm nedeninin aşırı dozda uyuşturucu kullanımı olduğu açıklandı.
Oto Benga
O bir Afrikalı’ydı. Kongo'lu bir pigme. Boyu sadece 1.49’du. 46 kiloydu. 23 yaşında, evli, bir çocukluydu. Güler yüzlü, hayat dolu bir insandı. Adı Oto Benga’ydı..Kendi dilinde “Dost” demekti. Bir gün Kasai nehrinde balık avlarken yakaladılar onu. Yakalayan Amerikalı din adamı Samuel P. Verner’di. Boynundan ve ayaklarından zincire vuruldu. Yük taşısın diye sadece ellerini özgür bıraktılar. Kırbaçlar altında saatlerce yol yürüttüler. Sonra onlarca soydaşıyla birlikte bir geminin makina bölümüne konuldu. Zifiri karanlıkta, haftalar süren bir yolculuk sonrası New York’ta gün ışığıyla buluştu. Soydaşlarından ayırıp bir kafese koydular kendisini. Bir depoya hapsettiler. Günlerce orada tutuldu. He rgün önüne bir kuru somun attılar. Tarih 9 Eylül 1906’ydı..
Oto Benga, Amerika kıtasına ayak basan ve adına 'insan' dedikleri bu mahlukun bu kadar gaddar, bu kadar acımasız, bu kadar zalim olduğunu bilmiyordu..
Onun vatanında aslanlar, aç timsahlar ve yırtıcı hayvanlar bile bu derece vahşi değildi..!
New York Bronx Hayvanat Bahçesi’nde o gün görülmemiş bir kalabalık vardı. Hayvanat Bahçesi hasılat rekoru kırıyordu..
Nedeni New York Times Gazetesi’nde çıkan bir haberdi..
Şöyle yazıyordu..
“Vahşi adam Bronx’da maymunlarla aynı kafesi paylaşıyor.. İnsanın ilk ataları ile bir arada..
Bakıcısı bazen serbest bırakıyor. Eylül ayı boyunca akşamüstleri ziyaret edilebilir.”
Gazete haberine bir de not eklemişti..
“Bazı kesimler bu olaya tepki gösterse de, bilim adamları Benga’nın insan olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir."
Oto Benga’yı önce hortumla yıkadılar..
Sonra hayvanat bahçesinde içinde ağaçlar olan geniş bir kafesin içine koydular..
Kucağına Dohong adlı yavru orangutonı verdiler..

Gazeteciler fotoğraflarını çekerken, binlerce insan merakla kendisini izledi..
Oto Benga da onları..
Yüzünde garip bir ifade vardı..
Hüzün ve kin..
Yavru orangutan korkudan sımsıkı ona sarılmıştı..
Hergün saatlerce poz verdiler..
Bir hafta içinde ziyaret edenlerin sayısı 250 bini geçti..
Bazıları kafese kemik atıyordu..
Oto Benga sinirlenip, sivri dişlerini gösterince, “Cannibal, cannibal” (Yamyam yamyam) diye tempo tutuyorlardı..
Gazeteler “Benga bir yamyamdır” diye yazıyordu..
Putperest olan Oto Benga’ya yapılan bu zulme, çoğu Hıristiyan olan New York halkından kimse ses çıkarmadı..
Ne politikacılar, ne bilim adamları, ne gazeteciler, ne aydınlar..
Yüreklerin kulakları sağırdı..
Herkes bu vahşeti doğal karşılamıştı..
Bir kişi hariç..
Rahip James H. Gordon..
Zulme isyan etti.
Gazete gazete dolaştı..
İmzalar topladı..
Uyuyan insanlığı uyandırmak için çalmadık kapı bırakmadı..
Kilisede sürekli aynı şeyleri söyledi.
“İnsan ırkından olan birinin maymunlarla sergilenmesi en büyük günahtır.”
Sonunda Bronx Hayvanat Bahçesi Oto Benga’yı serbest bıraktı..
Pantalon, ceket giydirdiler..
Ayak işlerinde çalıştırdılar..
Tarih 20 Mart 1916 idi..
Eşinden, çocuğundan, soydaşlarından binlerce kilometre uzakla olan Oto Benga, çaldığı bir silahla kendisini kalbinden vurarak intihar etti..
Çünkü ölüm onun özgürlüğüydü..
Öldüğünde henüz 32 yaşındaydı..
Bronx Hayvanat Bahçesi zamanla Oto Benga ile ilgili tüm kayıtları sildi..
Ancak gazete haberleri ve fotoğraflar gerçeği gizleyemiyordu..
Hayvanat Bahçesi yetkilileri, tepkiler artınca “Dünyanın her yerinde yapılıyor, biz niye yapmayalım?” dediler..
Söyledikleri doğruydu.
O yıllarda uygar denilen Avrupa’nın bir çok yerinde aynı vahşet sergileniyordu, Londra, Paris, Berlin, Brüksel, Stuttgard, Barcelona, Milan, Hamburg gibi metropollerde kafes içinde insanlar, diğer insanların eğlencesiydi..
Bu vahşet öylesine bir gelir kapısı olmuştu ki, “Hayvanat Bahçeleri”nin yerini, “İnsan Bahçeleri” almıştı..
1960’lara kadar binlerce insan kafeslerde hayvanlar gibi sergilendi. Çığlıkları yeri, göğü inletti..
Ama modern insanlar(!) kör ve sağırdı..
Oto Benga’nın vatanında şöyle bir atasözü var; "Jaa se behn-indeh bun-wehnin..!"
(Dekor gerçeğe uyum göstermez, gerçeğin de dekora ihtiyacı yoktur.)
Bugün uygar denilen Amerika’nın, İngiltere’nin ve Avrupa’nın “Barış, özgürlük ve demokrasi” sözü sadece bir dekordur..
Gerçeği görmek isteyenler ORTADOĞU'ya baksınlar yeter..!
